Duygusal Zeka Nedir ?
Duygusal Zeka ;hem kişisel ilişkilerde hem de iş ilişkilerinde, kişinin kendi duygularını ve diğer insanların hissettiklerini algılayabilme, tanımlayabilme, duygularını kullanarak kendini motive edebilme ve yönlendirebilme kapasitesine sahip olmasıdır. IQ, kavramaya ilişkin kapasiteyi ölçerken, EQ akademik zekanın destekleyicisi olan yeteneği tanımlamaktadır.Kısaca tanımlarsak "resmin bütününü görebilme becerisi"dir
Başka bir tanımla; EQ( duygusal zeka) yani insanların birbiriyle uyum sağlamasına yardımcı olan beceriler ve IQ (akılcı zeka) akademik beceriler her ikisi de insanda var olan ve birbirini destekleyen ve biri diğerinin yardımcısı olan yeteneklerdir.
Duygusal Zeka
Duygusal zeka yeni bir kavram değildir. 1980 yıllarında Howard Gardner’in “Çoklu Zeka Teorisi” üzerine yaptığı önemli çalışmalarında sekiz tip ana zekanın varlığından bahsetmiştir. Bu zeka tiplerinden ikisi, kişiler arası-sosyal zeka ile kişisel-içsel zeka bugün adi gecen duygusal zekanın temelini oluşturmaktadır. Duygusal zeka kavramı önce Yale Üniversitesi psikoloji profesörlerinden Peter Salovey ve New Hampshire Üniversitesi psikoloji profesörü John Mayer tarafından ortaya çıkarılmıştır. 1995 senesinde bu alanda uzman olan Daniel Goleman IQ nun hayattaki başarıya olan etkisinin çok az olduğunu söyleyerek, duygusal ve sosyal becerilerin hayattaki başarı ve mutluluk için akademik becerilerden ve zekadan daha önemli olduğunu açıklamıştır. Goleman’ın çalışmaları bize sosyal ve duygusal becerilerin çocuklara öğretilebileceğini göstermektedir. Duygusal zeka, kendi duygularımızı anlamak ve pozitif olarak ifade edebilmek olduğu kadar, başkalarının da hislerini anlamak, önemsemek ve duyarlılık göstererek ihtiyaçlarına karşılık verebilmektir. İnsanlarla iyi ilişkiler içinde olmak hayattaki başarının ve mutluluğun temeli olan duygusal zekamızı belirler
Yüksek düzeyde teknik bilgi ve zekaya sahip bazı insanların liderlik pozisyonunda başarısızlıklarına karşın, daha alt düzeyde teknik bilgi ve zekaya sahip bazı insanların da başarıları ile ilgili anektodlar, liderlik için doğru kişi olmanın bir bilimden ziyade bir sanat olduğuna dair yaygın söylevleri desteklemektedir. Bununla birlikte başarılı liderlerin kişisel stillerde değişiklik göstermektedir. Kimisi en üst noktadan bildirilerde bulunurken, bazıları daha analitik davranmaktadır. Bunlara paralel olarak farklı koşullarda farklı liderlik stilleri ortaya çıkmaktadır. Yeniden yapılanmada daha otoriter bir güç görülürken; bir şirket evliliği esnasında daha duyarlı bir davranış sergilemektedir.
Duygusal zekanın diğer yeterliliklerin çoğu için şart olan “üst-yetiler” oluşturulacak kadar temel nitelikte bazı unsurlar vardır. Bunlar arasında, özbilinç, kendini denetleme , motivasyon, empati ve sosyal beceriler yer alır. Bu birincil yetenekler, kendilerinden kaynaklanan duygusal yeterliliklerin desteklemesi için şarttır
Duygusal zeka, esas olarak iki yetkinliğin bileşkesidir. Bu yetkinliklerden birincisi ‘‘kişisel yetkinlik’’, ikincisi ‘‘sosyal yetkinlik’’tir
1.1. Kişisel Yetkinlikler
1.1.1. Kendini Tanımak
Duygularını tanıyan ve etkilerini izleyen kişi;
Ne hissettiklerini bilir, duygularını tanır.
Düşünceleriyle söyledikleri ve sözleriyle hissettikleri arasındaki bağlantının farkındadır.
Hislerinin, performansını nasıl etkilediğini fark eder.
Değerlerinin ve hedeflerinin kendisine nasıl yön verdiğinin farkındadır.
Kendini doğru değerlendiren kişi;
Güçlü ve zayıf yönlerinin farkındadır.
Yaşantılarını gözden geçirir, ders çıkarır.
Geribildirimlere, yeni bakış açılarına, sürekli öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açıktır.
Kendiyle barışıktır, hatta dalga geçebilir.
Kendine güvenen kişi;
Kendini içinde bulunduğu duruma ve kişiye yoğunlaştırabilir, tüm varlığıyla ?orada? olabilir.
Görüşleri kabul görmese de yüksek sesle dile getirir, doğru bildiklerinden şaşmaz.
Belirsizlik ve baskı altında bile kararlı ve tutarlıdır.
1.1.2. Kendine Egemen Olmak
Kendini denetleyebilen kişi;
Anlık duygusal tepkilerini ve moral bozucu duygularını yönetebilir.
Zorlayıcı anlarda bile kendini kaybetmez, olumlu bakış açısını korur ve sarsılmaz.
Baskı altında da berrak düşünür ve odak noktasını yitirmez.
Güvenilir kişi;
Ahlaki değerlerine uygun davranır ve yolundan sapmaz.
Güvenilirliği ve özgünlüğü ile saygı uyandırır.
Yanlışlarını itiraf edebilir ve başkalarının ahlaka uymayan davranışlarına karşı çıkar.
Herkes tarafından kabul görmese de ilkelerinin arkasında durur.
Vicdanlı kişi;
Bağlılıklarına sadıktır ve verdiği sözleri tutar.
Amaçlarına ulaşmak için izlediği yol konusunda sorumluluk üstlenir.
İşlerinde dikkatli ve düzenlidir.
Uyumlu kişi;
Aynı anda birkaç görevi, değişen öncelikleri ve hızlı değişimi yumuşak bir biçimde ele alır.
Tepkilerini ve taktiklerini değişen koşullara uydurur.
Olaylara bakışı esnektir.
Yenilikçi kişi;
Farklı kaynaklardan yeni fikirler edinir.
Sorunlara özgün çözümler bulmaya çalışır.
Yeni fikirler üretir.
Düşünürken yeni bakış açılarına ve risklere açıktır
1.1.3. Motivasyon
İnsanın kendini motive edebilmesi, daima başarma isteğine ve heyecanına sahip olması demektir. Bu yetenek özellikle zorlukların çıkmasında veya işlerin istenilenin dışında gelişmesi durumlarında çok faydalı olur. Kendini motive edebilen insan, zorluklar karşısında yılmadan kendinde devam etme gücünü bulur daha metanetli olurlar
1.2. Sosyal Yetkinlikler
1.2.1. Empati
Kişinin başka insanların duygularını, ihtiyaçlarını ve kaygılarını anlayabilmesi. Bu yetkinlik Türk kültüründe ne yazık ki en alt düzeyde mevcuttur.
a) Diğer insanları anlamak: Kişinin başka insanların duygularını ve bakış açılarını farketmesi, bu konuda duyarlılık geliştirmesi ve onların kaygılarıyla, yargılamadan ve savunmaya geçmeden samimi olarak ilgilenmesi.
b) Başkalarını geliştirmek: Kişinin birlikte çalıştığı insanların ihtiyaçlarını farkedip onları becerileri ölçüsünde geliştirmesi. Bu özellik, bir yöneticinin yönlendirme ve yol gösterme (coaching) becerisinin temelini oluşturur.
c) Hizmete yönelik olmak: Kişinin iç ve dış müşterilerinin ihtiyaçlarını farketmesi, karşılaması ve onları memnun etmekten mutluluk duyması. Bu yetkinlik, hizmet sektöründe çalışanlar için temel özelliktir.
1.2.2. Sosyal beceriler:
Kişinin başka insanların davranışlarını kendi istediği yönde yönlendirebilmesi. Bizim kültürümüzde yaygın olan ‘‘tuttuğunu koparmak’’ yerine, istediklerini ‘‘zorlamadan ve zorlanmadan’’ elde etmesi.
a) İletişim: Kişinin karşısındaki kişiyi anlamak için dinlemesi ve karşısındaki kişiyi ikna etmesi için mesajın, üslubu kadar önemli olduğunun farkında olması.
b) Etki yaratma ve etkileme: Kişinin karşısındaki kişi veya grupta istek uyandırıp heyecan yaratması.
c) Çatışma çözümü: Kişinin anlaşmazlıkları müzakere ederek ve uzlaşarak çözüme yönelmesi.
d) İşbirliği: Kişinin başka insanlarla ortak amaçlar doğrultusunda işbirliği yapmaktan zevk duyması.
e) Ekip çalışmasına yatkınlık: Kişinin bir grupla birlikte olduğu zaman ortak amaçlar doğrultusunda sinerji yaratacak bir çalışmaya girebilmesi.
f) Liderlik: Kişinin başka insanları ikna etmesi, ilham vermesi, heyecan yaratması ve harekete geçirmesi.
g) İlişki kurmak: Kişinin sosyal, aile ve iş çevresinde anlamlı ve doyumlu ilişkiler kurması, gündelik ilişkilerde insanlarla ilişki kurmak ve geliştirmek konusunda zorluk çekmemesi.
h) Gücün farkında olmak: Kişinin içinde bulunduğu çevredeki güç sahipleriyle ilişkisini sağlıklı biçimde düzenlemesi. Gerektiği durumlarda uyum göstermesi, karşı çıkması gerektiğine inandığı durumlarda mücadelesini stratejik bir temelde sürdürmesi. Yetkinlikler açısından bakıldığında bu özelliğin karşılığı ‘‘kurumsal haberdarlık-organizational awareness’’tır
2. İŞ HAYATINDA DUYGUSAL ZEKA
Duygusal zeka tek başına iş performansını öngöremez, ancak performansı belirleyen yetkinliklerin alt yapısını oluşturur. Duygusal yetkinlikler iş yaşamında üstün performansı sağlayan kişisel ve toplumsal yetkinliklerdir. Bu yetkinliklerin kazanılması ve geliştirilmesi, duygusal zekaya bağlıdır. Örneğin, karşınızdaki insanın ne hissettiğini farketmek ve anlamak, iş hayatında önemli bir yetkinlik olan “Etkileme” için gereklidir. Benzer şekilde, duygularına çeki düzen vermeyi, onları yönetmeyi başaran kişiler, “İnisiyatif kullanma” ve “Başarı yönelimi” yetkinliklerini daha kolaylıkla geliştirebilirler. Bir başka deyişle, performansı öngörebilmek için bu toplumsal ve duygusal yetkinlikleri ortaya çıkarmak ve ölçmek gerekir
Yıllar boyu iş hayatında zihinsel beceriler ön plana çıkarılmış, çalışanlardan duyguları hesaba katmadan mantıklı hareket etmeleri beklenmiştir. İnsanlar işe gittiklerinde gerçek duygularını kapının önünde bırakarak, ne hissettiklerinden bağımsız olarak mı işlerine devam etmeliler? Çalışanlar duygularını kontrol, hatta baskı altında tutarak daha güvenilir, daha istikrarlı, daha başarılı mı olurlar? Yaptıkları işi en iyi şekilde mi yaparlar? Yoksa duygularını yönetmeyi bilmek, onlara işyerinde daha iyi bir yer mi sağlar?(Hein,1999,Emotional Intelligence) Araştırmalara göre, duygusal zeka seviyesi, tüm ekonomik grup ve kültürlerde bir çöküş içindedir. Bu çöküş, kendini, özellikle genç nesil arasında göstermektedir. Amerikan işverenlerinin uygulamalı araştırmaları, aşağıda belirtilen bulguları ortaya koymaktadır(Duygusal Zeka).
Akli düşünce ve mantık bizlere neyi nasıl yapmamız gerektiğini hiç şüphesiz söyler. Fakat bunu bizlere yaptıracak olan asıl güç duygunun bizzat kendisidir
Çok iyi eğitilmiş, teknik bilgisi yüksek, üstün zekaya sahip birçok kişinin, iş yaşamında başarısızlıklarına karşın, eğitim düzeyi daha düşük, teknik bilgisi ve zekası sınırlı birçok kişinin iş ve sosyal yaşamlarındaki başarıları ile ilgili geçekler ilginçtir. Bu başarı öykülerini bilimsel yöntemlerle incelemenin yolları araştırılmaktadır. Özellikle lider konumundaki kişilerde yaygın olarak rastlanan farklılıklar, genelde, kişisel stiller, yaşama bakış biçimleri, kabulleri, uzak görüşleri, yargıları, kısaca duygularını yaşatarak, kontrol ederek hayata bakış biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
3. ÇOCUKLAR VE DUYGUSAL ZEKA
Çocuklar bebekliklerinden itibaren sağlıklı sağlıksız, doğru ya da yanlış pek çok şeyden etkilenerek büyürler. Çevrelerinden gelen tepkilere göre kendileri ve başkalarıyla ve içinde yaşadıkları dünyayla ilgili düşünceler edinir ve bunlara göre davranış ve tutum geliştirirler. Çocukların başarılı olması için sadece IQ yeterli değildir. Duygusal zeka sadece yetişkin hayatında değil, çocukların hayatında da önemli rol oynar. Duygusal zekaları gelişmiş olan çocuklar diğerlerine göre daha şanslıdır. Duygusal zekanın ilk okulu ailedir. Anne-babaların davranışları çocuklarda derin izler bırakır. Çocuklarınıza özel zaman ayırmak, onlara sevildiklerini ve önemli olduklarını hissettirmek özgüvenlerini geliştirecek ve başkalarıyla iyi ilişkiler içinde olmalarını sağlayacaktır. Aile ile kurulan olumlu, sevgiye dayalı ilişkiler çocukların duygusal zekalarının gelişmesini sağlar. Duygusal zekası yüksek olan çocukların dikkat süresi daha uzun olur
Çocuğun duygularını açıkça gösterebilmesi için onları cesaretlendirmemiz gerekmektedir. Özellikle erkek çocukların, doğdukları andan başlayarak ve hayatları boyunca, duygularının bütünününün geçerli ve savunulabilir olduğu mesajını almaları önemlidir
Duygusal zeka, hayatın ilk yıllarında gelişmeye başlar. Çocukların, anne baba, öğretmen ve çevrelerindeki diğer insanlar ve arkadaşlarıyla olan iletişimleri sırasında birbirlerine duygusal mesajlar gönderirler. Bu mesajların üst üste tekrarı çocukların duygusal yapısını ve davranışlarını oluşturur. Çevreden gelen tepkiler ve mesajlarla oluşan beyindeki bağlantılar çocuğun geleceğini kalıcı olarak etkiler. Diğer bir deyişle olaylar karşısında arka arkaya yaşanan duygusal dersler ve deneyimler beynin belli bölümlerindeki bağlantılarını sağlayarak beyni bu duygulara karşılık verecek şekilde şekillendirir. Anne-baba ya da hayatlarındaki diğer önemli insanlar çocuklara davranışları ile çocuğun ilerki hayatına yansıtılan geçmişini oluştururlar. Çocukluğunda yediği dayakların acısıyla, kızgınlıkla çatılan kaşlara yoğun korku ve nefretle tepki vermeyi oğrenmiş birisi, çatılan kaşların artık böyle bir tehdit taşımadığını bildiği halde aynı tepkiyi bir ölçüde gösterecektir.
Anne-baba ve çocuklar arasında kurulan sıcak, güvenli ve kuvvetli bağ ile çocuklar duygularıyla başedebilmeyi, öfkelerini kontrol edebilmeyi ve empati duygusunu ögrenirse sadece bugün değil gelecekte de bu becerilere sahip olacaktır. Bu hayat boyu etkisini gösterecek kalıcı ve önemli bir güçtür(
Kaynaklar : http://www.duygusalzeka.com/Html/degisimhtm
http://www.duygusalzeka.com/Html/dznedir.htm
http://www.kenthaber.com/Sayfalar/ha...ay.asp?ID7903
http://www.duygusalzeka.com/ecododuz/ecododuz1.htm
http://www.candost.org/bilimselmakal...ygusalzeka.htm
http://www.duygusalzeka.com/Html/dznedir.htm
http://www.tibbimumessil.com/sgoster.php?kid=35
Goleman, 1998, S.367).
|